Interview @Tugc’nin Kitapligi in Turkish

http://www.tugceninkitapligi.com/

Paulette Mahurin ile Yeni Kitabı ve Yazma Üzerine Bir Söyleşi

November 7, 2012

Söyleşiler

Paulette Mahurin ile yeni kitabı The Persecution of Mildred Dunlap ve yazma macerası üzerine bir söyleşi yaptık…

Paulette, öncelikle Tuğçe’nin Kitapılığı’na vakit ayırdığın ve sorularımı cevapladığın için çok teşekkür ederim.

Türkiye’de henüz fazla tanınmadığını düşünerek, bize biraz kendinden bahsedermisin?

İlk olarak, sitende bu söyleşi için bana yer ayırdığın için çok teşekkür ederim.  Farklı kıtalarda, okyanusları aşıp; toleransı konu alan bir kitap için bir araya gelebilmek çok büyük bir mutluluk.

Ben, ülkemde pratisyen hemşireyim; temelde pratisyen doktorluk gibi birşey bu, tabii ki hemşirelik bakımından.  Kadın sağlığı üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda, gönüllü olarak özellikle kanser hastası olan kadınları – ve diğer konuşmaya ihtiyaç duyan – dinleyerek onların rahatlamasına yardımcı olmaya çalışıyorum. Bunların yanısıra, eşimle birlikte 28 yıldır köpek kurtarma ile uğraşıyoruz, bu sebeple de kitabımdan elde ettiğim tüm gelir, Amerika’da yer alan ilk ve tek “No-Kill Shelter” adlı hayvan koruma barınağına gidiyor.

Kitabınız enteresan bir tarihi roman, bu kitabı yazmandaki motivasyon, ilham kaynağın nedir?

Doğaları gereği farklı olan ve aslında bu farklılıklarını aslında ne kadar isteselerde değiştirmeleri mümkün olmadığı halde, kendi suçlarıymış gibi algılanan, canı yanan, adil davranılmayan ve dışlanan herkesi düşünerek onlara bir ses ve destek olmak amacıyla yazdım. Hayatım boyunca, kimliğini ve doğasını gizli tutmak, saklamak zorunda kalmış, böyle davranma zorunluluğu  hisseden birçok kişi ile birlikte çalıştım, onların korkularını, acılarını, kendilerine yöneltilen enerjinin yarattığı sıkıntıları gördüm. Bana göre; cinsel tercihleri ve yaşam şekilleri ne olursa olsun, hiçbir insan bir diğerinden daha aşağı değildir, sonunda hepimiz insan değilmiyiz?

Bu türde – tarihi kurgu – yazmaya nasıl karar verdin?

Aslında ben bu türü değil, hayattaki birçok şeyde olduğu gibi bu tür beni seçti diyebiliriz; dikkat ettiğim bir anda karşıma çıktı…  Yazarlık Kursu esnasında, o döneme ait kıyafetler giymiş olan iki kadının fotoğrafı; bir birine oldukça yakın duran, korkulu gözlerle bakan iki kadının fotoğrafıydı bu, ile başladı hikaye. İçimde bir ses fotoğraftaki iki kadının birlikte olduğunu ve keşfedilmekten korktuklarını söyledi.  Ve fotoğraftaki dönem kıyafetlerinden dolayı da içimden geçen hikayeyi bu şekilde, yani tarihi kurgu ile yazmaya karar verdim.

Böyle bir romanı yazarken ne tip araştırmalar yapman gerekti?


Öncelikle tabii ki, o dönemi araştırmam gerekti; dönemin önemli olaylarını ki, bu esnada 1895 yılında Oscar Wilde’ın homoseksüel bir ilişki neticesinde ceza alması haberini bulmam benim için büyük şans oldu. Ayrıca aynı cins ilişkilerinin tarihini de araştırdım, özellikle kadınların birlikteliklerini, yaşadıkları zorlukları büyük resmi daha iyi görebilmek için inceledim. İngiltere’nin o dönemde, homoseksüel etkinliği suç kabul eden kanunu yürürlüğe koyması ve Wilde’ın ceza alarak, mahkum edilmesi ve kendisine yapılan haksızlık hikayemin ana temasını oluşturdu ve konunun ilerlemesini sağladı. Çünkü Mildred ve Edra gibi bir çiftin niçin bir anda korku dolu zamanlar yaşadıklarının açıklaması oluşmuştu. Aslında Wilde’ın ceza almasına kadar olan dönemde homoseksüel çiftlere son derece tolerans gösterilirken, bu hamle ile birlikte inanılmaz bir nefret, tepki ve taciz baş göstermeye başlamıştır. Bunun öncesinde sessiz kalınan, gizliden gizliye konuşulan ve kulak ardı edilen konular, sonrasında avaz avaz yapılan kavgalara dönüşmüştür.

Birde döneme ait kıyafetleri, yemekleri, binaları, kasabaların nasıl göründüklerini ve politik olayları vb. Konuları araştırmam gerekli oldu tahmin edersin ki.

Üniversitedeyken iki adet gerçek hayat hikayesi ile ödül aldın ve bu hikayeler basıldı ve şimdi bu ilk romanın değil mi? Romanının basılması yolunda başından geçenleri bize anlatabilirmisin?

Evet, bu benim ilk romanım. Altı yıl boyunca bu romanı yazdım ve bitirdiğimde, kendi yayınevine sahip yakın bir arkadaşım kitabı görmek istedi. Kitaba bayıldı ve benim için gerekli düzeltmeleri yaptı, kitabımın ilk editörü oldu yani. Sonrasında da kendi yayınevinde kitabı bastırdı. Ama tahmin edersiniz ki, onun da imkanları kısıtlıydı. Bu nedenle eşim ve ben kitabın basılması ve yayılması işini üzerimize aldık. Onun baskı makinelerini kapattık – oldukça pahalılardı – ve Amazon’un ücretsiz basım imkanı tanıyan “createspace free publishing” sistemi ile burada satışa sunduk. Daha sonra kitabı birde kindle formatına çevirttim ve Amazon Kindle ile yine ücretsiz olarak yayınlattım. En çok zamanı ve çabayı kitabın duyulması ve yayılması noktasında harcadık.

Yazmak bunların yanında en kolay kısım olarak kaldı diyebilirim. Bağımsız bir yazarın, kendi kitabının tanıtımını yapması son derece zaman alan, çaba isteyen bir durum ama kitabımın tüm gelirinin muhtaç hayvanların kurtarılmasına gidecek olması, bu zamanıma değdiğini düşünmemi sağlıyor.

O üzgün bakışların kafeslerden kurtarılması ve yaşayacak bir yuva bulmaları ve kuyruklarını mutlulukla sallamalarına yardım etmek konusunda büyük bir tutkum var. Ve senin gibi bu kitaba bloglarında yer veren, bu kitabı okuyan, bir başkasının duymasını sağlayan herkes çok önemli ve bu uğurda çok büyük bir yardım yapıyor.

Bu konuda olduğum kadar insanların birbirlerine olan toleransı konusunda da aynı derecede tutkuluyum ve gece gündüz bunun savunucusuyum. Önem verdiğim iki konu uğruna çabalıyor olduğum için kendimi sanşlı hissediyorum.

Kitabının tanıtımını nasıl yapıyorsun? Hangi alanlar yazmış olduğun tür için en uygun mecralar?

Ayırt etmeden tanıtabildiğim her alanda, kitabımı tanıtabilmek için uğraşıyorum; facebook, twitter, blog siteleri, World Lit Cafe, kitap blogları, e-postalar, telefon görüşmeleri, kitapçılar, akla gelecek her yere, beni dinleyecek herkese; bir kitap yazdığımı ve satışlarının yardıma muhtaç hayvanlara gittiğini, mesajının tolerans ve hoşgörü olduğunu söylüyorum. Bağımsız yazarları ve yayınevlerini destekleyen herkes çok yardımcı oluyor. En zoru, başkalarının ne düşüneceğini bırakıp bütün bunları yapmak oldu, çünkü bu şahsi birşey değil, benimle ilgili değil, çok daha büyük birşeyler için.  Bunu düşünerek tanımadığım kişilerle konuşarak kitabımı duyurmaya çalışıyorum ve birazda şansın yardımı ile kitap satılıyor. Amazon’a geçtiğimiz günlerde kitabı 5 günlüğüne ücretsiz olarak koydum ve 18.852 kişi download etti, o günden beri kitabın satış rakamları da yükseldi.

Karakterlerini nasıl yarattığını ve isimlendirdiğini anlatırmısın? Ve tabii ki, bu romanındaki favori kahramanın hangisi?

Mildred ve Edra ile başladı. Sonra, bir karakteri daha katmam gerekti, bu iki kadınla ilişkili olarak ve Charley ortaya çıktı. Felsefi bir sese ihtiyacım vardı ki hikaye sadece öğüt veren bir anlatımda kalmasın, böylece Gus ortaya çıktı. Kiliseye giden, acımasız ve dedikodu meraklısı kadınlarla sınırlı kalarak anti-dindar bir yapısı olsun istemedim ve doğal olarak etik bir karakter olan vaiz Amos’u yarattım. Gerilim, hikayenin çelişkisi ve durağanlıktan kurtarmak için Josie’nin mutlaka olması lazımdı, aslında aksi halde bir hikaye olmazdı. Diğer tüm karakterler de kendi yerlerini sahnelerde gerektikçe buldular. İsimlere gelince, bazılarını o döneme ait isimlerden seçtim, bazılarını ise tanıdığım ve karakter olarak benzer kişilerden kullandım.

Sanırım favori karakterim Charley, çünkü; hayatının aşkını kaybettikten sonra kendisine tanınan fırsat ile küllerinden yeniden doğuyor. Zaman zaman korunmasız ve acemi de olsa, yeni şeylere açık ve böylece kalbinde sevgi ile herşeyin mümkün olabileceğini gösteriyor.

Kitabın Türkiye’de basılması ihtimali var mı?

Bunu çok isterim. Türkiye’de bir Amazon var mı? – Maalesef henüz yok Paulette – Fransızca, İspanyolca ve başka birkaç dile daha çevrildi… Hayalim bu kitabın çok ünlenmesi ve her dile çevrilmesi tabii ki. Bu harika olmaz mı? Böylece bir hoşgörü hikayesini hep birlikte okur ve hayvanlara yardım etmiş olarak yüreğimizi ısıtırdık. Neden olmasın!

Hikayeni yazarken, bir taslak oluşturuyor musun, yoksa başını sonunu belirleyip, gideceğin yolu, yolculuk esnasında mı belirliyorsun?

Aslında her ikisi de; başlarken kaba bir taslak oluşturuyorum ve başladıktan sonra beni nelerin beklediğini kim bilebilir ki?

Yazarlık dışında çalıştığın bir işin var bildiğim kadarıyla, zamanını nasıl yönetiyorsun ve senin durumunda olan yeni yazarlara ne tavsiye edersin?

Artık sadece yarı-zamanlı çalışıyorum ve yazmaya ayıracak çok zamanım oluyor. Bu açıdan son derece şanslıyım. Eşimde son derece destek oluyor, programım ve yazmam konusunda her zaman yardımcı.

Bir yazar, her zaman yazmalıdır. Bu kadar basit aslında. Eğer oturup yazmazsanız, hiçbirşey olmaz, ortaya hiçbirşey çıkmaz. On dakika, yada on saat hiç farketmez, yeter ki yazın. Düzeltmeleri bir editöre bırakın ve kafanızın içinde “vaktim yok”, “beceremiyorum”,” yeterince iyi değilim”, “benim yazdıklarımı kim okur ki” deyip duran eleştirmene çenesini kapatmasını söyleyin!

Peki son olarak, bütün karın bir hayvan barınağına gittiğini söyledin, bu fikir nasıl çıktı, bu konudan da bahseder misin bize?

Tazzie, benim Rottweiler’ımdı ve maalesef eylül 2011’de gökkuşağı köprüsünden geçerek aramızdan ayrıldı. Daha dün gibi ve O’nu hala çok özlüyorum; eve geldiğimde mutlulukla kuyruk sallamasını, ağzının kenarından akan salya ile yemek zamanını hatırlatm

asını, yatağımın yanı başında halının üzerinde yatması sonucunda oluşan lekeyi, herşeyini özlüyorum. Tasması hala kapı girişinde asılı duruyor ve evet bir sene sonra hala her yerden siyah kısa tüyleri çıkıyor.

Kitap karının gittiği hayvan barınağının açılması ile Tazzie’nin ölümü yaklaşık aynı zamanlara denk geliyor. Eşimle bende zaten uzun yıllardır, köpek kurtarma ile ilgilendiğimiz için, yaşadığımız yere böyle bir barınağın açılması büyük bir şans oldu ve hepsi bir araya gelince de bu harika fikir ortaya çıktı. Tazzie’de eminim bu fikre bayılırdı. (http://www.santapaulaarc.org)

Paulette, bize vakit ayırdığın için tekrar teşekkür eder, güzel ve keyifli ilk kitabının başarılarının devamını dilerim. Bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederiz.

 

Bu arada okuyanlara da küçük bir not, maalesef henüz Amazon’dan ülkemizde e-kitap alma şansı olmadığı için kitabı almak isteyen olursa buradan benimle iletişime geçebilirler. Bu taleplerinizi yazarın kendisine ileteceğim.

Kitap ile ilgili bilgi alabileceğiniz bazı sitelerde aşağıda yer alıyor…

AMAZON.COM:
http://www.amazon.com/s/ref=nb_sb_noss_1?url=search-alias%3Daps&field-keywords=The+persecution+of+mildred+Dunlap

AMAZON U.K.
http://www.amazon.co.uk/s/ref=nb_sb_noss_1?url=search-alias%3Daps&field-keywords=the+persecution+of+mildred+dunlap

GOODREADS:
http://www.goodreads.com/book/show/14061559-the-persecution-of-mildred-dunlap

SHELFARI:
http://www.shelfari.com/books/28821838/The-Persecution-of-Mildred-Dunlap

FACEBOOK:
https://www.facebook.com/ThePersecutionOfMildredDunlap

BOOK’S BLOG:
https://thepersecutionofmildreddunlap.wordpress.com/

TWITTER:

https://twitter.com/MahurinPaulette

BOOK’S WEBSITE:
http://bookpromogroup2.weebly.com/paulette-mahurin.html

PRESS ARTICLE:
VC STAR Sept. 9, 2012 Sunday Life Section:
http://www.vcstar.com/news/2012/sep/08/ojai-authors-historical-novel-teaches-tolerance/

GOOGLE PROFILE PAGE:
https://plus.google.com/100183915878557337061/posts

Like this:

You like this.
  • The Persecution of Mildred Dunlap

,

Takip Edin

Tuğçe’nin Kitaplığında neler olup bittiğinden haberdar olmak için…

Leave a Comment on “Paulette Mahurin ile Yeni Kitabı ve Yazma Üzerine Bir Söyleşi”

  1. The Persecution of Mildred Dunlap Says: Your comment is awaiting moderation.
    November 7, 2012 at 9:03 pmAlthough, I can’t read this yet and am awaiting the translation, I do not want to wait to thank you for your generosity in inviting me to you wonderful blog site for this interview and review. I’m so grateful especially since it spread the word for tolerance and is helping to rescue animals.
    Paulette MahurinReply

About The Persecution of Mildred Dunlap

The year 1895 was filled with memorable historical events: the Dreyfus Affair divided France; Booker T. Washington gave his Atlanta address; Richard Olney, United States Secretary of State, expanded the effects of the Monroe Doctrine in settling a boundary dispute between the United Kingdom and Venezuela; and Oscar Wilde was tried and convicted for "gross indecency" under Britian's recently passed law that made sex between males a criminal offense. When the news of Wilde's conviction went out over telegraphs worldwide, it threw a small Nevada town into chaos. This is the story of what happened when the lives of its citizens were impacted by the news of Oscar Wildes' imprisonment. It is chronicle of hatred and prejudice with all its unintended and devastating consequences, and how love and friendship bring strength and healing. Paulette Mahurin, the author, is a Nurse Practitioner who lives in Ojai, California with her husband Terry and their two dogs--- Max and Bella. She practices women's health in a rural clinic and writes in her spare time. All profits from her book are going to animal rescue, Santa Paula Animal Shelter, the first and only no-kill shelter in Ventura County, CA, where she lives. (see links below on Ventura County Star Article & Shelter) To find out more please go the The Persecution of Mildred Dunlap on facebook or Amazon or e-mail us at the gavatar addresses. Thank you. (photos: of Paulette, her family, and a reading at The Ojai Art Center, July 2012)
This entry was posted in BLOGGER'S REVIEWS, INTERVIEWS, EXCERPTS, FOREIGN LANGUAGE INTERVIEWS & REVIEWS, INTERVIEWS. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s